Mobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.04.2025

iPhone ve Android'de Deprem Uyarı Sistemi Nasıl Aktif Edilir?

Deprem gibi doğal afetler karşısında saniyeler büyük fark yaratır. Akıllı telefonlarımız sayesinde bu tür tehlikelere karşı birkaç saniye önceden uyarı almak artık mümkün. iPhone ve Android cihazlarda bulunan deprem uyarı sistemi, kritik anlarda hayat kurtarabilir. Peki bu özelliği nasıl aktif hale getirebiliriz? İşte adımlar:

iPhone’da Deprem Uyarı Sistemi Aktifleştirme
Apple, iOS 14.5 ve üzeri sürümlerde deprem ve diğer afet uyarılarını Hükümet Uyarıları başlığı altında sunar.
- Ayarlar > Bildirimler menüsüne girin.
- Sayfanın en altına inin.
- Hükümet Uyarıları, Kritik Uyarılar gibi seçenekleri aktif edin.

Hayati Uyarı Bildirimleri Nedir?

Hayati Uyarı Bildirimleri, devlet kurumları veya yetkili servisler tarafından gönderilen, hayat güvenliğini ilgilendiren acil durum bildirimleridir. Bu bildirimler kullanıcı müdahalesi gerektirmeden cihaz ekranında belirir ve yüksek bir sesle uyarı verir.

  • Hangi Durumlarda Gönderilir?
  • Deprem, Tsunami, Sel, Yangın gibi doğal afetler
  • Terör saldırısı, büyük çaplı güvenlik tehdidi
  • Ciddi sağlık krizleri (örneğin pandemiyle ilgili yerel uyarılar)
  • Kayıp çocuk (Amber Alert)
  • Trafik kazaları sonrası kapanan yollar ve acil yönlendirmeler

Android’de Deprem Uyarı Sistemi Aktifleştirme

Google’ın geliştirdiği Android Deprem Uyarı Sistemi, dünya genelinde yaygın olarak kullanılıyor ve Türkiye’de de birçok cihaz tarafından destekleniyor.
- Ayarlar > Güvenlik ve Acil Durum > Deprem Uyarıları menüsüne girin.
- Alternatif olarak: Ayarlar > Konum > Gelişmiş > Deprem Uyarıları yolunu izleyin.
- “Deprem Uyarıları” seçeneğini açın. 

Bu sistem, telefonun sensörlerini kullanarak yerel sarsıntıları algılayabilir ve sizi erken uyarabilir.

Ekstra Önlem: AFAD Acil Uygulaması
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na bağlı AFAD, resmi uygulaması üzerinden deprem ve acil durumlar hakkında anlık bildirim gönderir. Uygulamayı indirerek konum bazlı bildirimlerden de faydalanabilirsiniz.

Sonuç
Deprem uyarı sistemleri önceden vereceği bilgi ile hayati fark yaratabilir. iPhone ya da Android cihazınızda bu özelliği aktif hale getirerek kendiniz ve sevdikleriniz için önemli bir adım atmış olursunuz. Unutmayın, teknoloji doğru kullanıldığında hayat kurtarır.

WiFi Araması Ne İşe Yarar?

WiFi araması (veya İngilizce adıyla Wi-Fi Calling), cep telefonunun mobil şebeke yerine Wi-Fi ağı üzerinden sesli arama yapmasını sağlayan bir özelliktir. Özellikle şebeke sinyalinin zayıf olduğu yerlerde (örneğin bodrum katlar, kalın duvarlı binalar) daha net ve kesintisiz görüşmeler yapılmasını sağlar.  Ancak, aradığınız kişinin hattının çekmediği durumlarda bu özellikten faydalanabilmek için karşı tarafta da aynı hizmetin aktif olması gerekir.


📱 WiFi Araması Ne İşe Yarar?

  • Mobil sinyal çekmiyorsa ama Wi-Fi varsa, arama ve SMS yapılabilir.

  • Ses kalitesi HD seviyesinde olabilir.

  • Ek uygulama gerekmez, telefonun kendi arama uygulaması üzerinden çalışır.

  • Yurt dışındayken ekstra ücret ödemeden, Türkiye numarasıyla Türkiye'yi arayabilirsiniz (bazı operatörlerde belirli koşullarla).


🛠️ WiFi Araması Nasıl Aktif Edilir?

✅ Android Cihazlarda:

  1. Ayarlar > Bağlantılar > Wi-Fi Araması yoluna gidin.

  2. "Wi-Fi ile Arama" seçeneğini aktif edin.

  3. Bazı modellerde "Mobil Ağlar" altında olabilir.

✅ iPhone (iOS) Cihazlarda:

  1. Ayarlar > Hücresel > Wi-Fi ile Arama

  2. “Bu iPhone’da Wi-Fi ile Arama” seçeneğini açın.

  3. İlk kullanımda operatörünüzün onayı istenebilir.


📌 Destekleyen Operatörler (Türkiye’de)

  • Turkcell, Türk Telekom, Vodafone Wi-Fi aramasını destekler.

  • Operatörünüzün hattınızda bu özelliği aktif etmesi gerekebilir (bazı hatlarda varsayılan olarak açık değildir).


⚠️ Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Her cihaz ve her yazılım sürümü desteklemez.

  • Bazı cihazlarda Wi-Fi araması sırasında internet hızında düşüş olabilir.

  • Yurt dışında kullanımda ek roaming ücreti olabilir (operatöre göre değişir).

6.01.2025

1 Yıl Kullanılmayan Telefonlar Kapanmaya Başladı!

1 Ocak 2024 2024 yılı itibarıyla Türkiye'de yürürlüğe giren düzenlemeye göre, kesintisiz olarak 1 yıl boyunca kullanılmayan cep telefonları iletişime kapatılacaktı. Bu düzenlemenin amacı hem güvenliği artırmak hem de IMEI numaralarının yasa dışı kullanımlarını önlemekti. Düzenlemenin başlangıç tarihi üzerinden 1 yıl geçti.

Düzenlemenin Detayları

  • Başlangıç Tarihi: 1 Ocak 2024

  • Kapsam: Kesintisiz olarak 1 yıl boyunca kullanılmayan cep telefonları

  • Uygulama: IMEI numaraları kara listeye alınarak cihaz iletişime kapatılacak

Telefonunuzu Kullanıma Açmak İçin Ne Yapabilirsiniz?

Eğer cihazınız bu sebeple kapatılırsa, tekrar kullanıma açmak için e-Devlet üzerinden başvuru yapabilirsiniz. İzlemeniz gereken adımlar şunlardır:

  1. e-Devlet'e Giriş Yapın.

  2. "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)" hizmetleri bölümüne gidin.

  3. "1 Yıl ve Üzeri Kullanılmayan Cihaz Kimlik Bilgilerinin Tekrar Kayıt Altına Alınması" sekmesini seçin.

  4. Başvurunuzu tamamlayın.

Başvurunun onaylanmasının ardından cihazınızın IMEI numarası tekrar aktif hale getirilecek.

Düzenlemenin Amacı ve Faydaları

  • Klonlama Önleme: IMEI numarası kopyalanarak yasa dışı kullanımın önüne geçilmesi.

  • Güvenlik Artışı: Çalınan veya kaybolan telefonların yasa dışı şekilde kullanılmasının engellenmesi.

  • Düzenli Kullanım: Kullanılmayan eski cihazların aktif sistemden temizlenmesi.

Cihazınızın Kapanmaması İçin Öneriler

  • Periyodik Kullanım: Yedekte tuttuğunuz telefonları belirli aralıklarla açarak sinyal almasını sağlayın.

  • Güncel Bilgileri Takip Edin: e-Devlet ve BTK resmi duyurularını kontrol edin.

Sonuç

Bu yeni düzenleme, hem güvenliği artırmayı hem de IMEI klonlamalarını engellemeyi hedefliyor. Kullanmadığınız telefonların kapatılmasını önlemek için cihazlarınızı belirli aralıklarla sinyal alacak şekilde kullanmanız veya e-Devlet üzerinden başvuruda bulunmanız önemlidir.

20.12.2024

Başlık: AB, Dijital Piyasalar Yasası ile Apple'ı Bir Kez Daha Köşeye Sıkıştırıyor: iOS'un Kapıları Rakiplere Açılıyor mu?

Teknoloji dünyası, Avrupa Birliği'nin (AB) Dijital Piyasalar Yasası (DPY) ile büyük bir dönüşümün eşiğinde. Bu yasa, dijital pazarlarda rekabeti artırmayı ve tüketicilere daha fazla seçenek sunmayı hedefliyor. Bu hedefin en önemli aktörlerinden biri ise hiç şüphesiz Apple. AB, DPY kapsamında Apple'a yönelik baskısını artırarak, iOS işletim sisteminin rakiplere daha fazla açılmasını talep ediyor. Bu durum, Apple'ın sıkıca koruduğu ekosisteminde köklü değişikliklere yol açabilir.

DPY'nin Arkasındaki Güçlü İrade: Adil Rekabet ve Tüketici Hakları

AB'nin DPY ile asıl amacı, dijital pazarlarda "kapı bekçileri" olarak adlandırılan büyük teknoloji şirketlerinin hakimiyetini kırmak ve daha adil bir rekabet ortamı yaratmak. Bu bağlamda, iOS'un rakiplere daha fazla açılması, bir dizi önemli değişikliği beraberinde getirebilir:

  • Alternatif Uygulama Mağazalarının Yükselişi: Kullanıcılar, sadece App Store'a bağımlı kalmak yerine, farklı uygulama mağazalarından da uygulama indirebilecekler. Bu, geliştiricilere daha fazla özgürlük ve tüketicilere daha fazla seçenek sunacak.
  • Varsayılan Uygulama Seçiminde Özgürlük: Artık kullanıcılar, varsayılan tarayıcı, arama motoru gibi uygulamaları kendi tercihleri doğrultusunda belirleyebilecekler. Bu, kişiselleştirme ve kullanıcı deneyimi açısından önemli bir adım.
  • Uygulama İçi Ödemelerde Rekabet: Geliştiriciler, Apple'ın ödeme sistemini kullanmak zorunda kalmadan, kendi ödeme sistemlerini entegre edebilecekler. Bu, uygulama içi satın almalarda daha rekabetçi fiyatlar ve farklı ödeme seçenekleri anlamına gelebilir.
  • Donanım ve Yazılım Erişiminde Şeffaflık: Rakiplerin, Apple'ın donanım ve yazılım özelliklerine daha kolay erişebilmesi, yenilikçi cihazlar ve hizmetlerin ortaya çıkmasını teşvik edebilir.

Apple'ın Direnişi ve Savunma Mekanizmaları

Apple, AB'nin bu taleplerine karşı güçlü bir şekilde direniyor ve şu argümanları öne sürüyor:

  • Güvenlik ve Gizlilik Kalkanı: Apple, iOS'un kapalı yapısının, kullanıcıların güvenliğini ve gizliliğini korumak için vazgeçilmez olduğunu savunuyor. Rakiplere daha fazla erişim izni verilmesinin, güvenlik açıklarına ve veri ihlallerine davetiye çıkarabileceğini iddia ediyor.
  • Kusursuz Kullanıcı Deneyimi Vurgusu: Apple, iOS'un entegre yapısının, tutarlı ve sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sağladığını belirtiyor. Yapılacak değişikliklerin, bu deneyimi olumsuz etkileyebileceği endişesini taşıyor.
  • Yenilikçiliğin Engellenmesi Tehlikesi: Apple, daha açık bir sistemin, yenilikçiliği engelleyebileceğini ve geliştiricilerin, platforma özgü optimizasyonlar yapmasını zorlaştırabileceğini savunuyor.

Beklentiler, Olası Sonuçlar ve Teknoloji Dünyasına Etkileri

Bu çekişmenin olası sonuçları ve teknoloji dünyasına etkileri oldukça önemli:

  • iOS Ekosisteminde Köklü Değişiklikler: Apple, DPY'ye uyum sağlamak için iOS'ta önemli değişiklikler yapmak zorunda kalabilir. Bu, kullanıcı deneyimini, geliştirici ekosistemini ve hatta Apple'ın iş modelini etkileyebilir.
  • Hukuki Mücadelelerin Yükselişi: Apple ve AB arasında uzun ve karmaşık hukuki bir mücadele yaşanabilir. Apple, karara itiraz edebilir veya yasal yollara başvurabilir.
  • Rekabetin Altın Çağı: AB'nin beklentileri doğrultusunda iOS daha açık hale gelirse, dijital pazarlarda rekabet artabilir ve tüketiciler daha fazla seçeneğe sahip olabilir. Bu, teknoloji dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
  • Küresel Etki ve Domino Etkisi: AB'nin bu adımları, diğer ülkelerdeki düzenleyicileri de etkileyebilir ve benzer düzenlemelerin dünya genelinde yayılmasına yol açabilir.

Sonuç:

AB'nin Apple'a yönelik bu hamlesi, dijital pazarların geleceği ve büyük teknoloji şirketlerinin rolü açısından kritik bir dönüm noktası. Bu durumun nasıl sonuçlanacağı ve Apple'ın nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu. Ancak kesin olan bir şey var: Bu gelişmeler, teknoloji dünyasını ve kullanıcı deneyimini derinden etkileyecek. Bu süreci yakından takip etmek ve olası etkilerini değerlendirmek, hem teknoloji şirketleri hem de tüketiciler için büyük önem taşıyor.

20.11.2024

Apple ve Endonezya: iPhone 16 Yasağı ve Yatırım Hamlesi

Apple, dünya genelinde teknoloji dünyasını şekillendiren bir marka olarak, pazara erişim engelleriyle zaman zaman karşı karşıya kalabiliyor. Endonezya hükümetinin iPhone 16 ve Apple Watch Series 10 modellerine uyguladığı satış yasağı, bu durumlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu blog yazısında, yasağın sebepleri, Apple’ın çözüm arayışları ve bu durumun küresel teknoloji sektörüne olası etkilerini ele alacağım.

Endonezya’nın Yerel İçerik Şartı

Endonezya, teknoloji ürünleri için ilginç bir düzenleme politikası uyguluyor. Ülkede satılacak akıllı telefonların en az %40 oranında yerel içerik barındırması gerekiyor. Bu şart, yalnızca cihazların donanımını değil, yazılım ve üretim süreçlerini de kapsıyor. Apple, geçmişte 109 milyon dolarlık bir yatırım taahhüdünde bulunmasına rağmen, bu rakamın 95 milyon dolarını hayata geçirmiş durumda. Eksik kalan bu miktar, hükümetin iPhone 16 modellerine satış izni vermemesine yol açtı.

Apple’ın Çözüm Önerisi

Apple, yasağı kaldırmak adına Endonezya’ya ek olarak 10 milyon dolarlık bir yatırım yapmayı planlıyor. Bu yatırım, Yageo Corporation iş birliğiyle Bandung şehrinde bir fabrika kurulmasını içeriyor. Planlanan bu tesis, Apple cihazları için aksesuar ve bileşen üretimi yaparak yerel içerik oranını artırmayı hedefliyor. Ancak, hükümetin bu ek yatırımı yeterli bulup bulmayacağı henüz belirsizliğini koruyor.

Endonezya Pazarı Neden Önemli?

Endonezya, 270 milyonu aşan nüfusu ve 350 milyondan fazla aktif cep telefonu kullanıcısıyla teknoloji şirketleri için büyük bir pazar. Apple’ın bu pazardaki varlığını sürdürmesi, şirketin küresel büyüme stratejileri açısından kritik önem taşıyor. Bu sebeple, Endonezya hükümetinin taleplerine uyum sağlama çabaları dikkat çekiyor.

Küresel Yansımalar

Endonezya’nın yerel içerik politikasına uymayan yalnızca Apple değil. Google’ın Pixel serisi cihazları da benzer bir sebepten dolayı Endonezya pazarına giremiyor. Bu durum, teknoloji devlerinin ulusal regülasyonlara uyum sağlama gerekliliğini yeniden gündeme taşıyor.

Sonuç

Apple’ın Endonezya’daki yasağı aşmak için yaptığı yatırım hamlesi, teknoloji sektöründe ülkeler arası düzenlemelerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Apple’ın bu süreçte atacağı adımlar, diğer teknoloji devleri için de yol gösterici olabilir. Endonezya örneği, global şirketlerin yerel pazarlara uyum sağlama yeteneğinin, küresel başarılarının bir parçası olduğunu gösteriyor.

Bu yazı, hem Apple'ın Endonezya'daki durumu hem de uluslararası regülasyonların teknoloji sektörüne etkileri hakkında bir perspektif sunuyor. Sizce Apple'ın bu yatırımı Endonezya hükümetini ikna etmeye yeterli olacak mı? Yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın!

15.11.2024

Mobil ağlar sanıldığı kadar güvenli mi? SS7 protokolü nedir?

SS7 (Signaling System No. 7), 1970'lerde geliştirilen ve günümüzde de telekomünikasyon ağlarının temelini oluşturan bir sinyalizasyon protokolüdür. Bu protokol, telefon çağrılarının kurulumu, sonlandırılması, SMS gönderimi ve dolaşım hizmetleri gibi birçok kritik işlevi yönetir. Ancak, SS7'nin tasarlandığı dönemde güvenlik önlemleri bugünkü kadar gelişmiş olmadığından, protokol çeşitli güvenlik açıklarına sahiptir.

SS7’nin Temel Özellikleri

  • Çağrı Kurulumu ve Yönetimi: SS7, telefon görüşmeleri sırasında çağrıların kurulumu, yönetimi ve sonlandırılmasını sağlar.
  • Metin Mesajlaşma (SMS): SMS gönderimi ve teslimat işlemleri SS7 aracılığıyla gerçekleştirilir.
  • Arama Yönlendirme: Mobil cihazların farklı ağlara geçişinde aramaların doğru bir şekilde yönlendirilmesi için kullanılır.
  • Abone Hizmetleri: Numara taşınabilirliği, çağrı bekletme ve çağrı yönlendirme gibi hizmetleri destekler.
  • Hız ve Güvenilirlik: SS7, veri alışverişinde düşük gecikme ve yüksek güvenilirlik sunar.

SS7’nin Çalışma Prensibi

SS7, bir ağ içindeki iletişim için Signal Transfer Point (STP), Service Switching Point (SSP) ve Service Control Point (SCP) gibi bileşenlerden oluşur. Bu bileşenler, çağrı sinyallerinin doğru bir şekilde yönlendirilmesini ve işlenmesini sağlar.
  • Signal Transfer Point (STP): Mesajların ağdaki doğru hedefe yönlendirilmesi için kullanılan bir anahtar düğümdür.
  • Service Switching Point (SSP): Çağrıların başlaması ve sonlandırılması gibi işlemleri gerçekleştiren düğümdür.
  • Service Control Point (SCP): Akıllı ağ hizmetleri için veri tabanı sorgularını işleyen düğümdür.

SS7 Protokolünün Güvenlik Açıkları ve Saldırı Yöntemleri

SS7 Protokolünün Güvenlik açıklardan faydalanarak SS7 ağına sızmayı başaran saldırganlar aşağıdaki yöntemlerle kullanıcıların iletişimlerini hedef alırlar.

  • Çağrı ve SMS Dinleme: Saldırganlar, SS7 ağındaki zayıflıkları kullanarak kullanıcıların telefon görüşmelerini ve SMS mesajlarını izleyebilir kayıt altına alabilir. Kullanıcının haberi olmadan telefon hatlarını kendine yönlendirebilir. Bu durum, kişisel ve finansal bilgilerin ifşa olmasına yol açabilir.
  • Konum Takibi: SS7 protokolü üzerinden, saldırganlar kullanıcıların gerçek zamanlı konum bilgilerini elde edebilirler. Bu, bireylerin fiziksel hareketlerinin izlenmesine ve gizliliklerinin ihlal edilmesine neden olur. 
  • Kimlik Doğrulama Atlatma: Birçok çevrimiçi hizmet, iki faktörlü kimlik doğrulama için SMS tabanlı kodlar kullanır. SS7 açıkları sayesinde, saldırganlar bu kodları ele geçirerek hesaplara yetkisiz erişim sağlayabilirler.

SS7 Saldırılarına Karşı Alınabilecek Önlemler

Kullanıcılar ve hizmet sağlayıcılar, SS7 protokolündeki güvenlik açıklarına karşı aşağıdaki önlemleri alarak korunabilirler:

  • Şifreli İletişim Uygulamaları Kullanın: WhatsApp, Signal, Telegram gibi uçtan uca şifreleme sunan mesajlaşma ve arama uygulamalarını tercih edin. Bu sayede, iletişimlerinizin üçüncü şahıslar tarafından izlenmesi zorlaşır.
  • İki Faktörlü Kimlik Doğrulama Yöntemlerini Gözden Geçirin: SMS tabanlı doğrulama yerine, kimlik doğrulama uygulamaları veya donanım tabanlı güvenlik anahtarları kullanın. Bu yöntemler, SS7 açıklarından etkilenmez.
  • Güncellemeleri Takip Edin: Mobil operatörünüzün ve cihazınızın güvenlik güncellemelerini düzenli olarak kontrol edin ve uygulayın. Bu, bilinen güvenlik açıklarının kapatılmasına yardımcı olur.
  • Şüpheli Mesaj ve Aramalara Dikkat Edin: Bilinmeyen numaralardan gelen arama ve mesajlara karşı temkinli olun. Kişisel bilgilerinizi paylaşmadan önce doğrulama yapın.
  • Mobil Operatörünüzle İletişime Geçin: Operatörünüzden, SS7 protokolündeki güvenlik açıklarına karşı hangi önlemleri aldıklarını öğrenin ve ek güvenlik hizmetleri talep edin.
  • SIM Swap Koruması: Operatörünüzden SIM kart değişikliklerine karşı ek güvenlik doğrulaması yapmalarını isteyin. 

SS7 protokolündeki güvenlik açıkları, kullanıcıların iletişim güvenliğini tehdit etmektedir. SS7 ağına sızma, genellikle zayıf güvenlik önlemleri ve yetersiz kimlik doğrulama mekanizmalarından kaynaklanır. Bu saldırılar, bireylerin gizliliğini ve finansal güvenliğini ciddi şekilde tehdit eder. Telekomünikasyon operatörlerinin güvenlik önlemlerini artırması, bireysel kullanıcıların ise güvenlik bilinciyle hareket etmesi bu tehditlere karşı etkili bir koruma sağlayabilir. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, bireysel ve kurumsal düzeyde güvenlik farkındalığını artırmak büyük önem taşımaktadır.

Konu ile alakalı Siber Güvenlik Uzmanı Elçin Biren hazırladığı videoyu incelemenizi tavsiye ederim.

18.01.2019

Uyuma Uygulaması ile uyuşturucu ile mücadele

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5,7 trilyon sigara tüketiliyor. Bu rakam, günde neredeyse 16,5 milyar sigaraya tekabül ediyor. Bu korkunç rakamlar eşiğinde İsveç’ te açık havada özellikle parklarda, tren istasyonlarında, stat, spor salonları, ev, apartman, restoran, kafe önlerinde ayakta veya oturarak sigara içilmesini bile yasaklanmış ve 2025 yılından itibaren’ de ülke genelinde tütün ürünlerinin satışına izin verilmeyecek. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2018 verilerine göre de 1,1 milyar kişi sigara kullanıyor ve her yıl yaklaşık 7 milyon kişi, sigaraya bağlı nedenlerden hayatını kaybederken uyuşturucudan ise her yıl 200 bin kişi hayatını kayıp ediyor. 

Konuya sigaradan girdim nedeni ise sigaranın da bir uyuşturucu madde muamelesi görmesi yakındır buna hiç şüphemiz olmasın. Aklınıza bu kadar büyük bir pazarı kimse yok etmek istemez bir şey olmaz demeyin bundan 20 yıl öncesine kadar topluma açık/kapalı her yerde sigara hatta otobüste trende o zaman yoktu ama olsa bile metrobüste bile sigara içilen bir dönemden şimdi nerelere kadar geldi yasaklar. 

Bu yazıya konu olan asıl bilgi İçişleri Bakanlığı tarafından “UYUMA” mobil uygulaması ile uyuşturucuya karşı yeni bir mücadele başlatılmış olmasıdır. Uyuşturucu ile mücadeleyi kendine dert edinmiş insanların çok işine yarayacak bir uygulamadan bahsediyoruz. Özellikle çocuk sahibi ebeveynlerin korkulu rüyası olan uyuşturucu hiç bir zaman aklımızdan çıkmayan bizleri sürekli endişeli düşünceler ile boğuşmaya itmekte olan bir olgu. 

Bu konuda özel eğitimli narkotik ekipleri artık sadece operasyonlar yaparak kalmayacak her yerden sokak sokak gelen her ihbarın peşine düşecekler. Narkotik polislerinin ve vatandaşın bağlantısını olacak olan özel bir servis olan "Uyuma" isimli mobil uygulama devreye alındı.

Akıllı Telefonlarınıza indireceğiniz "Uyuma" isimli mobil uygulama ile tanık olduğunuz uyuşturucuya ilişkin suçları ve olayları aracısız olarak doğrudan narkotik polislerine bildirebileceksiniz.

"Uyuma" uygulamasına Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları ile giriş yapılacak. Bir uyuşturucu olayı ile karşılaşan vatandaşlar "Uyuma" uygulamasından bulundukları konumun bilgisini girerek ihbarda bulunacaklar gerisi narkotik polislerinin işi olacak. İhbarları yapan vatandaşların kimlikleri de gizli tutulacak.

Lütfen yazıyı paylaşın ve bu konuda farkındalık oluşturalım. Çocuklarımız geleceğimiz madde bağımlısı olmasın...

Uygulama Likleri:

iOS: 

Android:


Hüseyin Dikmen 
ECDL, ANS, MCP, MCSA, MCSA+S, MCTS, MCITP
"Bilimin ışığı yarınlarınızı aydınlatsın"

"Gerçekten gerekli değil ise bu sayfayı yazdırmayın. Ormanlarımız yok olmasın."


25.12.2018

Mobil İnternet Paylaşımı (Hotspot) Ücretli Oluyor!

Akıllı telefonlar üzerinden yapılan mobil internet paylaşımı (hotspot), 15 Ocak 2019 tarihinden itibaren ücretli oluyor!

Nereden daha fazla vatandaşın cebinden para alabiliriz departmanı kuran GSM operatörlerimiz mobil cihazlar üzerinden yapılan internet paylaşımına da ek ücret almaya başlayacak. Bazı operatörlerin abonelerine gönderdiği bilgilendirme mesajı ile bilgilendirme yaptığı uygulama Ocak ayında geçerli ocaklı. Yanlışta anlaşılmasın bu tür uygulamalar yalnızca Ülkemizde değil dünyanın bir çok yerinde zaten uygulanmaktadır. 

Ülkemizde 15 Ocak 2019 tarihinden itibaren uygulanacağı söylenen bu ek ücretlendirmeye göre, akıllı telefonlardaki “tethering” / “hotspot” özelliğini kullanarak mobil internetini başka cihazlar ile paylaşan kullanıcılardan 9 TL ek ücret talep edilebilecek. İlgili ücretlendirme faturalı kontörlü bireysel ya da kurumsal tüm kullanıcıları kapsayacak.

Kotasız internet fiyaskosundan sonra bu haberde GSM operatörlerini boykot etmek için yeterli bir neden kullandığınız mobil interneti ihtiyaç durumunda aileniz, arkadaşınız ya da başka bir cihazımızla bile paylaşmanın bir bedeli olacağını söylüyorlar kısacası…

Ben illada ücret ödememek istemiyorum diyorsanız. (Kim ister ki :)) Her işin bir püf noktası olacağı gibi bu işinde püf noktası şimdilik Android cihazlar için ekstra yazılımlar ile mobil internetinizi bilgisayarınız yada tabletinizle ücretsiz paylaşmanız mümkün fakat hem paylaşım yapacağınız hemde paylaştığınız cihazlara uygulama kurmanız gerekecek. Merak edenler için uygulamanın adı "Easy Tether" hem ücretli hemde ücretsiz versiyonları var kurulum ve kullanım için youtube da kısa bir araştırma yapmanız yetecektir. IOS için şimdilik bir uygulama yok ama olmayacağı anlamına da gelmez 

Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yasam/2018/12/24/son-dakika-haberi-mobil-internet-paylasimi-ucretli-oluyor-hotspot-internet-paylasimi-ne-kadar-olacak

17.03.2016

4.5 G’nin Bize Sağlayacağı Olumlu Ve Olumsuz Tarafları

4.5 G’nin Bize Sağlayacağı Olumlu Ve Olumsuz Tarafları

Türkiye’de 26 Ağustos 2015 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim tarafından 4.5 G teknolojisine geçilmeye karar kılınmıştı. 2029 yılına kadar IMT yetkilendirilmesi tarafından verilen haberlere göre 1 Nisan 2016 tarihinde 4.5 G teknolojisi kullanılmaya başlayacak. Tabi durum böyle olunca Türkiye’de bulunan kullanıcılarımız uzun bir süre 4.5 G teknolojisine sahip olacağa benziyor.

4.5 G’nin Olumlu Yönleri

1-      Daha Hızlı Olması

2-      Türkiye’ de bulunan internet kullanıcılarının yaşadığı en büyük sorunlardan biri olan yavaş internet hızı 4.5 G teknolojisi ile iyileşeceğe benziyor. Bunun sonucunda internet kullanıcıları interneti daha hızlı bir şekilde geçirirken telefon konuşmaları daha akıcı bir hale gelecek.

3-      Uygulamalar Daha Akıcı Şekilde Kullanılabilecek

4-      4.5 G teknolojisinin yeni hızıyla birlikte multimedya öğeleri daha verimli bir şekilde aktarım halinde olacağından dolayı toplum içerisinde tabiri caizse youtube videolarını veya filmleri daha hızlı ve akıcı bir biçimde izleyebileceğiz.

5-      4.5 G Geçişi Oldukça Basit Olacak

6-      4.5 G kullanımını amaçlayan GSM operatörleri 4.5 G teknolojisinin kullanımı uygun bir hale getirmeyi üstlenecek. Telefonlarımıza arada gelen bilgi mesajlarında yer alan adımları uygulayarak 1 Nisan 2016 yılında 4.5 G teknolojisine sahip olabilirler.

4.5   G’nin Olumsuz Yönleri

1-      Yine de Bir 5 G Değil

2-       Her ne kadar 4.5 G teknolojisi ile birlikte bir çok alanda ilgi çekmesine rağmen günümüzün gelişmiş ülkeleri tarafından kullanılan 5 G teknolojisi ile kıyaslanmayacağını bile düşünebiliriz.

3-      Kısa bir şekilde açıklayacak olursa 4.5 G teknolojisi Avrupanın üzerinde çalıştığı 5 G teknolojisinden oldukça farklı bir seviyede.

4-      Maddi Sıkıntıları 4.5 G teknolojisi ile birlikte gerekli alt yapı kurulumları ve diğer faktörlerin nedeniyle operatörler kota veya maliyeti arttırmak gibi bir yönteme başvurabilirler.

5-      4.5G ile aranılan kişinin telefonu en az 3 saniye daha geç çalacak. mobil internet bağlantısı hızlanacak ama aramalarda karşı tarafın telefonu en az 3 saniye daha geç çalacak. Bunun sebebi de yapılan aramalarda teknoloji farkının olması. EN AZ 3 SANİYE İletişim operatörlerinin saha mühendislerinden alınan  bilgiye göre 3G bağlantısına sahip iki kullanıcı arasındaki telefon görüşmesi bağlantısı ortalama 5 saniyede gerçekleşiyor. Ancak 4.5G’de bu rakamın 8 saniyeye kadar çıkması bekleniyor. Bunun sebebi de yeni teknolojinin kullanılmaya başladığı ilk dönemlerde kapsama alanlarının geniş olmaması ve iletişim operatörü şebekelerindeki 4.5G penetrasyonunun yüzde 20 civarında olması geliyor. Örneğin 4.5G şebekesine bağlı bir abone 3G şebekesine bağlı birini aramak istedi. Bu esnada 4.5G’ye bağlı akıllı telefon arama şebekesini 3G’ye düşürecek. Bu düşürme esnasında da 3 saniyelik aksama (hitch) yaşanacak. Eğer karşı taraf 2G şebekesine bağlı ise aksama süresi 4-5 saniyeye kadar çıkabilecek. Bu sebeplerden dolayı da 4.5G şebekesine bağlı kullanıcı penetrasyonu artana kadar yapılacak tüm aramalarda gecikmeler yaşanabilecek. Şu anda ise Türkiye’de toplamda 63 milyondan fazla 3G abonesi bulunuyor. Tüm bu aboneler yapılan aramalarda 3G şebekesine bağlı olduğu için aksama yaşanmıyor.

Kaynaklar:

21.08.2014

iTunes yedeklemeleri bilgisayarınızda nerede saklanır?

iTunes yedeklemeleri bilgisayarınızda nerede saklanır?

Yedekleme verilerinizin saklandığı klasör bilgisayarınızın işletim sistemine bağlıdır. Yedekleme klasörünün veri yedekleme yordamınıza dahil edildiğinden emin olun. iTunes yedekleme dosyalarını şu konumlara yerleştirir:
  • Mac: ~/Kitaplık/Uygulama Desteği/MobileSync/Yedekleme/
    "~" işareti Ana klasörünüzü temsil eder. Ana klasörünüzün altında Kitaplık klasörünü görmüyorsanız Option tuşuna basarak Git menüsünü tıklayın.
  • Windows XP: \Documents and Settings\(kullanıcı_adı)\Application Data\Apple Computer\MobileSync\Backup\
    Application Data klasörüne hızlı bir şekilde erişmek için Başlat'ı tıklayın ve Çalıştır'ı seçin. %appdata% yazın ve Tamam'ı tıklayın.
  • Windows Vista, Windows 7 ve Windows 8: \Users\(kullanıcı_adı)\AppData\Roaming\Apple Computer\MobileSync\Backup\
    AppData klasörüne kolayca erişmek için Başlat'ı tıklayın. Arama çubuğuna %appdata% yazın ve Return tuşuna basın.

29.12.2012

iPhone 5'in büyük "kaybı!"



Amerikan finans dünyasının parlayan yıldızlarından Mark Cuban, çılgın yaşamıyla olduğu kadar, iPhone sevgisiyle de sık sık gündeme gelen bir isim. Ama şimdi iPhone 5 telefonunu bırakıp Windows Phone veya Android işletim sistemli telefonlar kullanmaya başladığını açıkladı.

Dallas Mavericks basketbol takımının da sahibi olan ve Shark Tank programında yer alan Cuban, Reddit üzerindeki bir AMA sohbetine katıldı. Apple ürünlerini çok beğendiğini, MacBook Air ve iPad kullandığını ve çok da memnun olduğunu belirten Cuban, aynı şeyleri iPhone 5 için söyleyemeyeceğini açıkladı; yeni çıkan Windows Phone 8 ve Android telefonların iPhone'u "fena benzettiğini" düşündüğünü de sözlerine ekledi. Her ne kadar açıkça model ismi belirtmemiş olsa da Cuban'ın kastettiği telefonların Nokia Lumia 920 ve Samsung Galaxy S3 olduğu kesin.

Mark Cuban, finans sektöründe elde ettiği başarılar ve beğenilen televizyon programı Shark Tank'de yer alması nedeniyle Amerika pazarında etkili bir isim. Nokia ve Samsung'un bu bedava reklamdan çok memnun kalacağına şüphe yok...
http://www.veteknoloji.com

17.02.2011

Dikkat! 50 bin cep telefonu toplanacak!

Dikkat! 50 bin cep telefonu toplanacak!

Ulaştırma Bakanlığı, çoğu Uzakdoğu menşeli 50 bin telefon için sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle toplatma kararı aldı.

Türkiye, taklit ürün cenneti haline geldi. Uzakdoğu’dan gelen ve orijinal fiyatı ortalama bin 500 lira olmasına rağmen 100 ile 250 liraya satılan çakma telefonlar tehlike saçmaya devam ediyor.

Kaçakçılıkla ilgili ciddi mücadele yürütüldüğünü aktaran Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, son 1 yıl da 50 bin cihaz için insan sağlığını doğrudan olumsuz etkilediği gerekçesiyle toplatma kararı alındığını belirtti. Özeren, “Neredeyse tamamı Çin başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinden gelen bu cihazlar ülkeye kaçak yollarla

Dört mobil işletim sistemi karşı karşıya!

Dört mobil işletim sistemi karşı karşıya!

Android, iOS, WebOS ve MeeGo: Artıları ve eksileriyle, dört mobil işletim sistemi karşı karşıya!

Apple'ın iOS'u ve Google'ın Android'i yarışın liderliğini almak için kapışırken, hemen arkalarında Symbian, Microsoft ve Blackberry platformlarının onlara yetişmek için verdiği çabayı ve Symbian'ın liderlik yarışından çekilmesini izledik. Peki, mobil işletim sistemi yarışının geriden gelen kahramanları bu yarışa katılabilecek mi?

İşte bu soruya cevap vermek için yarışın gözden kaçan kahramanlarını liderlerle kapıştırarak, artılarını ve eksilerini değerlendirdik.