Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.09.2016

Türkçe Dilinin Yaşı

Yeryüzündeki diller, çeşitli ölçülere göre sınıflandırılmışlar ve bu sınıflandırma sonucunda “dil aileleri” kavramı ortaya çıkmıştır. Hâlen tartışmalı olmakla birlikte Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna mensup kabul edilir. Bu kabul; Türkçenin öncelikle Moğolca, Mançu-Tunguzca, Korece ve Japonca gibi Altay dilleri ile daha sonra da Macarca, Fince vb. Ural dilleriyle akraba olduğu anlamına gelmektedir.

Bugünkü bilgilerimize göre Türkçenin Altay dillerinden ne zaman ayrılıp bağımsız bir dil olarak kullanıldığına dair kesin yargıda bulunmak mümkün değildir. İlgi çekici bir konu olan bu “yaş” meselesi üzerine bazı görüşler vardır, ancak herkesçe benimsenmiş bir tarih şimdilik söz konusu değildir. Çünkü konuyla ilgili elde bulunan bilimsel veriler, kesin bir yaş belirlemek için yeterli görülmemektedir. Türkiyede pek çok bilim adamınca kabul edilen bir görüş; Türkçenin yaşının bugünden en az 8500 yıl geriye gittiği şeklindedir. Söz konusu olan bu süre, Türkçenin, bugün yeryüzünde yaşayan diller içerisindeki en yaşlı dillerden biri, belki de birincisi olduğunu gösterir. Bu şekilde MÖ 6500’lü yıllara tarihlenen Türkçenin ilk yazılı izlerine, MÖ 4000’li yıllarda tarih sahnesine çıkan ve insanlığa yazı yazmayı armağan eden Sümerlerden kalan tabletlerde rastlanır.

İnsanlık tarihi için son derece önemli olan Sümerler, oldukça önemli ve kendilerinden sonraki bütün medeniyetleri etkileyen bir medeniyet kurmuşlar, ayrıca kültürün taşıyıcısı kabul edilen yazıyı kullanmışlar ve pek çok yazılı belge bırakmışlardır.
Sümercenin bugün yaşayan birtakım dillerle ilişkisi çok tartışılan konulardandır. Bu tartışmalara konu olan dillerden biri de Türkçedir ve bu tartışma uzun zamandır yapılmaktadır. Atatürk de bu tartışmalara ilgisiz kalmamış, 1935 yılında Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesini kurdurarak bu tür konuların araştırılmasını istemiş, büyük bir devlet adamı olarak bilim konusunu bilim kurumuna havale etmiştir.

Kaynak: Anadolu Üniversitesi Kitapları

5.09.2016

Dilin Tanımı nedir?

‘Dil nedir?’ sorusunun tek bir cevabı yoktur ancak iletilmek istenen duygu ve düşünceler, verilmek istenen iletiler (mesaj) konuşurun beyni tarafından yönetilen bir dizi zihnî, ana¬tomik, fizyolojik işlemlerle fiziksel niceliklere dönüştürülen ses dalgalarına aktarılır. Söz dizimsel boyutta ileti taşıyan ses dalgaları dinleyicinin kulağı tarafından algılanarak elekt- rokimyasal yollarla beyin kabuğunun (korteks) ilgili merkezine aktarılır ve bu merkezde çözümlenerek anlamlandırılır. Dili bütün bu süreçlerin birleşimi olarak niteleyebiliriz. Araştırmacıların dilin tanımıyla ilgili görüşleri de şu şekildedir:
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendisine mahsus kanun¬ları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimai bir mües¬sesedir (M. Ergin).
Dil, insanlar arasında karşılıklı haberleşme aracı olarak kullanılan; duygu, düşünce ve isteklerin ses, şekil ve anlam bakımından her toplumun kendi değer yargılarına göre şekillenmiş ortak kurallarının yardımı ile başkalarına aktarılmasını sağlayan, seslerden örülü çok yönlü ve gelişmiş bir sistemdir (Z. Korkmaz).
Dil; düşünce, duygu ve isteklerin, bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanılarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü, çok gelişmiş bir sistemdir (D. Aksan).
Duygu, düşünce ve dileklerimizi anlatmaya yarayan imlerin (işaret) -daha çok ses imlerinin- hepsine birden dil denir (T. N. Gencan).
Dil, insanların meramlarını anlatmak için kullandıkları sesli işaretler sistemidir (T. Banguoğlu).
Dil, zihnî bir organdır (N. Chomsky).
Dil, yalnızca insana özgü olan, ülkülerin, duyguların ve arzuların isteyerek üretilen simgeler yoluyla aktarılmasını sağlayan içgüdüsel olmayan iletişim yöntemidir (E. Sapir).
Dil, sınırlı anlamın sınırsız kullanımıdır (W. von Humboldt).
Dil, kendi düşüncelerini sesin yardımıyla, özne ve yüklem aracılığıyla anlaşılır duru¬ma getirmektir (Eflatun).
Dil, zihnin birikimlerinin temsilidir (Aristo).

Kaynak: Anadolu Üniversitesi Kitapları

16.02.2012

Kamu Yönetimi Ders Notları


Kamu Yönetimi Ders Notları
1. ÜNİTE : Temel Kavramlar
YÖNETİM: Belirli amaç veya amaçları gerçekleştirmek için işbirliği içinde yürütülen bir grup faaliyetidir.
YÖNETİMİN TEMEL ÖĞELERİ: (1) insan-grup, (2) etkileme ve işbirliği eylemi, (3) amaç(lar).
YÖNETİM FONKSİYONLARI: Planlama, örgütleme, bütçeleme, yönlendirme, koordinasyon ve
denetimdir.
HİYERARŞİ: Örgütte çalışanların, en üst yöneticiden başlayarak en alt düzeydeki iş görene kadar, yetki
ve görevler bakımından ast-üst biçiminde derecelenmesidir.
HİYERARŞİDE ÜSTLERİN ROLÜ: Karar alma, politikalar belirleme, yönlendirme ve denetleme yetkisi.
HİYERARŞİ, örgütteki amaçları gerçekleştirme, faaliyetleri izleme ve değerlendirme, yönetimdeki
bütünlüğü sağlamının bir aracıdır.